İnanılmaz

Bu Kadarı da Fazla!
ABD Ohio´da 1939 yılında Lewis ailesinin ikiz erkek çocukları oldu, durumları çok kötüydü ve çocuklara bakmaları imkansızdı. Bu yüzden, aile çocuklardan birisini evlatlık olarak vermek zorunda kaldı. 40 yıl sonrasına kadar, iki kardeş biraraya gelemediler ve buluştukları gün gariplik başladı. İki kardeşe de James adı verilmişti, ikisi de avukatlık eğitimi görmüşlerdi, mekaniğe ve de halıcılığa meraklıydılar, üstelik usta derecesinde. James kardeşlerin evlendikleri kadınların ikisinin de adları Linda´ydı, ikisinin de birer oğulları olmuştu ve birbirinden habersiz iki kardeş oğullarının adlarını James Allan koymuşlardı, her iki James Allan´da ikişer defa evlenmişti ve ikinci karılarının adı Betty´idi. İnanın dalga geçmiyorum, ikisinin de köpeklerinin adı Toy´du. ve de her ikisi de her yaz Florida, St Petersburg´da tatile gidiyorlardı. İnanmadınız mı? Readers Digest Dergisi, 1980 Ocak sayısını okuyun..

 

Kafasının arkasından çıkan ok
Portland Üniversitesi tıp fakültesi acil servis doktorları, bir gece kafasına av oku saplanmış bir adamla karşılaştılar ama bu adam hastaneye alınmadı. Tony Roberts 25 yaşındaydı, hafta sonu tatilinde bir arkadaşı bira şişelerine ok atarken hedefi şaşırmış ve ok gelip Tony´nin sağ gözüne girmişti. Doktorlar okun sadece bir mm. sola kayması halinde ana kan damarının kesileceğini ve öleceğini belirttiler. Nörocerrah Dr. Johnny Delashaw, okun beyne 20-25 cm girmiş olarak kafanın arkasından çıkmış olduğunu ve belki de çok önemli damarların kopmuş olabileceğini belirtiyordu, üstelik Delashaw Tony´nin oku çekip çıkarmaya çalışarak kendisini öldürme noktasına geldiğini de söylüyordu. Ok yerinden çıkarıldı ameliyat tahminlerin aksine çok kolay geçti, hiçbir damar ve hayati merkez zarar görmemişti. Bütün bunlardan sonra Tony hastane masraflarına itiraz edince kıyamet koptu çünkü Tony´nin ve oku atan arkadaşının meslekleri ortaya çıkmıştı; ikisi de tehlikeli film sahnelerinde oynayan birer dublördüler. Olay, kaza falan değildi, oturup tehlikeli bir sahnenin provasını yapmışlardı. Sonuçta hala sigorta kavgaları sürmekte…

Çatlak yasalar ülkesi Amerika
Amerika her yönüyle gerçekten uçuk bir ülke; öyle yerlerde öyle yasalar var ki, hala aynen devam ettirildiği gibi kimin neden bu yasayı koyduğu da belli değil. Bakın neler var; Fort Worth ABD´nin Teksas Eyaleti kasabalarından birisi ve eğer yolunuz bu çok eski kovboy kasabasına düşerse ve de o anda oradaki bir tiyatroya giderseniz normal birşey yapmış olursunuz ama sakın ola ki tiyatroda gülmeyin, yandınız demektir ve hemen tutuklanırsınız. Çünkü Forth Worth´da tiyatrolarda gülmek belediye tarafından yasaklanmıştır. Neden mi? Kimse hatırlamıyor ama yasak geçmişe duyulan saygıyla sürüyor, bu yüzden de Forth Worth´a hiçbir eğlence, komedi grupları ve bir sirk uğramıyor, gülmek isteyenler yakın kasabalara gidiyorlar…

Doğum Lekesi

 John M. Lean´ın büyükannesi hastaydı, karısı ise doğum yapmak üzereydi. Büyükannenin sağ dirseğinin hemen üzerinde bir gümüş dolar büyüklüğünde özel bir leke vardı ve ortasında kartala benzer bir iz görülebiliyordu, ölümünden bir iki gün önce, aileye dert yanarak, yeterince mutlu olamadığını ve edemediğini, yeni bir fırsat için tekrar doğmak istediğini söylüyordu, Reenkarnasyona inancı tamdı ve bunu her fırsatta vurguluyordu. Hamile olan ve doğum arifesinde bulunan Bayan Lean ise, yaşlı kadına üzülmemesini söylüyor ve doğacak bebeğe onun adını vereceğine söz veriyordu. Bir hafta sonra büyükanne öldü ve iki gün sonra da Bayan Lean bir kız çocuğu doğurdu, bebeği gören aile dehşet içindeydi, çünkü büyükannenin dirseğinin üzerinde lekenin tıpatıp aynısı bebekte de vardı ve aynı yerdeydi. Doktor bir açıklama getiremedi ve doğum lekesi diyerek geçiştirdi; Büyükanne yeniden doğmuştu ve bu kez Lean ailesinin en küçük üyesi olarak yaşama devam edecekti.

Durun! Sütyen muayenesi yapılacak…
İllionis´de Nilwood´da 16 yaşına gelen her genç kız kesin olarak sütyen takmaya mecburdur, aksi halde bir hafta hapis cezasına mahkum edilir. Ama işin ilginç tarafı Nilwood polisleri; evi dışında nerede olursa olsun, tüm genç kızların sütyen giyip giymediklerini bizzat kontrol etmeye yetkilidirler. Ne dersiniz? Herhalde polisler bu yasanın kaldırılmamasına en çok karşı çıkanların başında geliyorlar.

Amerika´da İngilizce konuşmak yasaktır….
Eğer ABDde Missouri Eyaleti´ne yolunuz düşer de Wannypaa kasabasına olur ya, bir şeyler yemek veya içmek için uğrarsanız başınız ciddi bir şekilde derde girebilir çünkü bu kentin girişindeki tabelada şöyle yazar; "Devlet dili Amerikancadır, burada İngilizce konuşmak yasaktır, İngilizce konuşanlar bir ay hapse mahkum edilirler…" Nece mi konuşacaksınız? Vallahi bu sizin sorununuz, bizce kuş dilini deneyin, zira Amerikanca konuşmak için oralarda epey sürtmeniz gerekiyor

Mirasını almaya hala gelmedi…
İspanya´da, Sevilla yakınlarında Carmona´da, kentin banliyösü sayılabilecek bir yerdeyiz, ıssız ve sessiz bir sokak burası, tam karşımızda mükemmel bir bahçe içinde iki katlı zarif bir villa duruyor, yaklaşıyoruz, bahçe kapısında bir tabela var;"Dikkat; şeytanın malıdır " İçerde bir uşakla, bir de bekçi yaşıyor soruyor ve öğreniyoruz ki, görevleri villaya iyi bakmak ve yabancıların gelmesini engellemek. İkisinden biri öldüğünde veya ikisi de öldüğünde hemen yerlerine yenileri görevlendirilecek. Her tür gerekli masraf bu amaçla kurulmuş bir vakıf tarafından karşılanmakta. Bekçinin anlattığına göre villa çok zengin biri tarafından şeytana miras olarak bırakılmış, ta ki bizzat kendisi gelip alıncaya kadar. Vasiyetin bir de koşulu var; gelip evi almak isteyenin gerçekten şeytan olup olmadığının anlaşılması için kaymakamın önünde dumanlar içinde yokolması gerekiyor. Arada bir şeytan olduğunu iddia ederek, evi almak isteyenler çıkmış fakat hiçbirisi kaymakamın önünde gerekli koşulu yerine getirememişler yani dumanlar içinde yok olamamışlar. Kısacası şeytan henüz gelip mirasını istemiş değil, acaba bir gün gelir mi? Hala bekleniyor. Ama bir de olayın perde arkasına bakalım; vasiyeti bırakan zengin ispanyolun adı Jose Huttanson, villayı ve vakıf için gereken parayı şeytana vakfettikten sonra, korkmuş olacak ki, bitmez tükenmez servetinin kalan kısmını kentin kilisesine bağışlamış ve arada bir ruhuna dua edilmesini istemiş. Zengin Jose´nin bunu neden yaptığını kimse bilmiyor, acaba ölüm korkusumuydu? Villa ve vakıf ile şeytanı, kiliseye bıraktığı kalan para ile de Tanrıyı mı garantiye almak istedi? Böylece iki taraf ta ondan memnun kalacaktı, sonucu bilmiyoruz ve merak ediyoruz acaba Jose´nin ruhunun şeytanla ve tanrıyla arası nasıl gidiyor?

This entry was posted in hayata dair. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s